Tepki çeken ifadelerine açıklık getiren Prof. Dr. Yavuz Köktaş, kullandığı dilin yanlış anlaşılmaya müsait olduğunu kabul ederek özeleştiride bulundu.
Açıklamasına ilk paylaşımının tamamen şahsi düşüncelerini yansıttığını belirterek başlayan Köktaş, bireysel ifadelerinin çalıştığı kuruma mal edilmesini doğru bulmadığını ifade etti. Sosyal medyanın yapısı gereği kısıtlı alanda genelleyici bir dile kaydığını belirten Köktaş, söz konusu ifadelerin maksadını aştığını kaydetti.
Tepki toplayan "gavur" kelimesini dinden çıkma anlamında kullanmadığını vurgulayan Prof. Dr. Köktaş, şu ifadeleri kullandı: "Dünkü paylaşımım üzerine zaruri bir açıklama yapmam gerekiyor: Öncelikle ifade edeyim ki, paylaşımım tamamen şahsi bir kanaatten ibaretti. Ancak bunun kurumuma mal edilmesinin iyi niyetle bağdaşır bir tarafının olmadığını belirtmeliyim. "Gavur" kelimesini kullanmakla dinden çıkmayı değil de dinden uzaklaşmayı -o da sadece bir açıdan- ve neredeyse bütün aklı başında kadınların şikayetçi olduğu çıplaklaşmayı kastetmiş olsam da maksadını aşan bir ifade olduğu veya yanlış anlaşılmaya müsait olduğu açıktır. Twitter'da kısa açıklama ve genelleme yanlışına ister istemez biz de düşmüş olduk."
Sözlerinin sadece Rize’ye yönelik olduğu yönündeki eleştirileri de reddeden Köktaş, 30 yıldır Rize’de yaşadığını ve kentin geçmişten bugüne değişimine tanıklık ettiğini belirtti. Yaşanan durumun tek bir şehre ya da siyasete bağlanamayacağını savunan Prof. Dr. Köktaş, konunun sosyolojik bir toplumsal mesele olduğunu vurguladığı açıklamasında bu ifadenin maksadını aştığını ve yanlış anlaşılmaya müsait olduğunu kabul ederek şunları kaydetti: “Maksadını aşan bir ifade olsa da bununla özellikle Rize'yi kastetmediğim yazıda çok belirgindi. Zira yanlış anlaşılmaya müsait olan o kelimenin çıplaklaşma şeklindeki içeriği Türkiye'nin her sathında bulunmaktadır. Ömrümün 30 yılını Rize'ye verdim. Rize'nin 30 yıl öncesi ile şimdiki halini çok iyi bildiğimi söyleyebilirim. Bahse konu sorun tüm ülke sathında aynı şekildedir. Bu durumun salt siyasetle de bir alakası yoktur. Siyasetçiler kendilerine düşeni yapar. Sorun esasen toplumun sorunudur. Bu durum Müslüman bir birey olarak içimi kanatmaktadır. Ne yapılacağını da doğrusu bilmiyorum. En azından bunu dile getirme hakkımızın korunması gerektiğini düşünüyorum. Bu noktada kullandığım dilin daha makul olması gerektiği noktasında”